Disco 2000 - Pulp

Disco 2000

Pulp
03 Apr 2015 2,098 görüntülenme 2 bugün

Sözler & Çeviri

Türkçe Çeviri

Orijinal Türkçe
Çeviren: Hülya Önkan

Disco 2000

Disko 2000

Well we were born within an hour of each other

Biz birbirimizle aynı saatte doğduk

Our mothers said we could be sister and brother

Annelerimiz dedi ki biz kız ve erkek kardeşler olabilirdik

Your name is Deborah, De-bor-ah

Senin adın Deborah, De-bo-rah

It never suited you

Sana asla yakışmadı

And they said that when we grew up

Ve onlar dediler ki biz büyüdüğümüzde

we'd get married and never split up

evlenecektik ve asla ayrılmayacaktık

Oh we never did it

Oh biz asla yapmadık

Although I often thought of it

Buna rağmen ben bunu sık sık düşündüm

Oh Deborah, do you recall?

Oh Deborah, hatırlar mısın?

Your house was very small with wood chip on the wall

Sizin eviniz çok küçüktü duvarlarındaki ahşap yongayla

When I came round to call you didn't notice me at all

Seni çağırmak için geldiğimde beni fark etmedin bile

and I said: "Let's all meet up in the year 2000

ve dedim ki:”Hadi hepimiz 2000 yılında bir araya gelelim

Won't it be strange when we're all fully grown?

Hepimiz yetişkin olunca ilginç olmayacak mı?

Be there two o'clock by the fountain down the road."

Saat 2’de sokağın aşağısındaki çeşmenin yanında olun”

I never knew that you'd get married

Evlendiğini asla bilmedim

I would be living down here on my own

Burada kendi başıma yaşıyor olacaktım

on that damp and lonely Thursday years ago

bu rutubetli ve yalnız perşembede yıllar önce

You were the first girl at school to get breasts

Okulda göğüsleri büyüyen ilk kız sendin

and Martyn said that you were the best

ve Martyn senin en iyisi olduğunu söylerdi

Oh the boys all loved you

Oh oğlanların hepsi seni severdi

but I was a mess

ama ben zor durumdaydım

I had to watch them try and get you undressed

Onların denemesini ve seni soymasını izlemek zorundaydım

We were friends and that's as far as it went

Biz arkadaştık ve işte en ileri bu kadar gitti

I used to walk you home sometimes but it meant

Bazen seninle eve yürürdüm ama bu

Oh it meant nothing to you

Oh bu sana bir anlam ifade etmezdi

`cause you were so popular

Çünkü sen öyle popülerdin ki

Oh Deborah, do you recall?

Oh Deborah, hatırlar mısın?

Your house was very small with wood chip on the wall

Sizin eviniz çok küçüktü duvarlarındaki ahşap yongayla

When I came round to call you didn't notice me at all

Seni çağırmak için geldiğimde beni fark etmedin bile

and I said: "Let's all meet up in the year 2000

ve dedim ki:”Hadi hepimiz 2000 yılında bir araya gelelim

Won't it be strange when we're all fully grown?

Hepimiz yetişkin olunca ilginç olmayacak mı?

Be there two o'clock by the fountain down the road."

Sokağın aşağısındaki çeşmenin yanında saat 2’de orada olun”

I never knew that you'd get married

Evlendiğini asla bilmedim

I would be living down here on my own

Burada kendi başıma yaşıyor olacaktım

on that damp and lonely Thursday years ago

bu rutubetli ve yalnız perşembede yıllar önce

Oh Deborah, do you recall?

Oh Deborah, hatırlar mısın?

Your house was very small with wood chip on the wall

Sizin eviniz çok küçüktü duvarlarındaki ahşap yongayla

When I came round to call you didn't notice me at all

Seni çağırmak için geldiğimde beni fark etmedin bile

and I said: "Let's all meet up in the year 2000

ve dedim ki:”Hadi hepimiz 2000 yılında bir araya gelelim

Won't it be strange when we're all fully grown?

Hepimiz yetişkin olunca ilginç olmayacak mı?

Be there two o'clock by the fountain down the road."

Saat 2’de sokağın aşağısındaki çeşmenin yanında olun”

I never knew that you'd get married

Evlendiğini asla bilmedim

I would be living down here on my own

Burada kendi başıma yaşıyor olacaktım

on that damp and lonely Thursday years ago

bu rutubetli ve yalnız perşembede yıllar önce

Oh what are you doing Sunday baby?

Oh Pazar günü ne yapıyorsun bebek?

Would you like to come and meet me maybe?

Belki gelmek ve benimle buluşmak istersin?

You can even bring your baby

Bebeğini(çocuğunu) bile getirebilirsin

Oh what are you doing Sunday baby?

Oh Pazar günü ne yapıyorsun bebek?

Would you like to come and meet me maybe?

Belki gelmek ve benimle buluşmak istersin?

You can even bring your baby

Bebeğini(çocuğunu) bile getirebilirsin

Çeviren: Hülya Önkan

Yorumlar

0 Yorum

Yorum yapmak için giriş yap

Düşüncelerini paylaşmak için Google hesabınla giriş yap.

Giriş Yap

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yap!