Video Klip
Sözler & Çeviri
Türkçe Çeviri
I will wait for you, for you
Seni bekleyeceğim, seni
Early in the mornin', late at night (I will wait for you)
Sabahın erkeninde, gecenin geç vaktinde (seni bekleyeceğim)
It doesn't even matter what time it is (I will wait for you)
Saatin kaç olduğunun hiç önemi yok (seni bekleyeceğim)
Presidential Rollie already on the way (higher, sayin', "Aye-aye-aye-aye")
Presidential Rollie çoktan yolda (daha yükseğe, "Aye-aye-aye-aye" diyor)
Whenever I find time, it's okay (aye)
Ne zaman vakit bulsam, sorun yok (aye)
ATL Jacob, ATL Jacob
ATL Jacob, ATL Jacob
You pray for my demons, girl, I got you
İçimdeki şeytanlar için dua ediyorsun, kızım, ben seni kolluyorum
Every time I sip on c-, I get vulnerable
Ne zaman c-'den yudum alsam savunmasız kalıyorum
I'm knowin' the sounds of the storm when it come
Fırtına koptuğunda nasıl ses çıkarır bilirim
She understand I can't take her everywhere a n- going
Benim gittiğim her yere onu götüremeyeceğimi anlıyor
I been in the field like the children of the corn
Children of the Corn'daki çocuklar gibi tarladaydım
I can hear your tears when they drop over the phone
Telefonda dökülen gözyaşlarını duyabiliyorum
Get mad at yourself 'cause you can't leave me alone
Beni rahat bırakamadığın için kendine kızıyorsun
Gossip, bein' messy, that ain't what we doing (world was ending)
Dedikodu, ortalığı karıştırmak, bunlar bize göre değil (dünya sona erseydi)
Travel around the world (would you cry or would you try to get me?)
Dünyayı dolaşıyorum (ağlar mıydın, yoksa beni bulmaya mı çalışırdın?)
Over the phone, dropping tears (tell me now, I want you to be clear, yeah)
Telefonda gözyaşı döküyorsun (şimdi söyle, açık olmanı istiyorum, yeah)
I get more vulnerable when I do pills (tell me now, I need you to be clear, yeah)
Hap alınca daha da savunmasız oluyorum (şimdi söyle, açık olman gerek, yeah)
When you drunk, you tell me exactly how you feel (I will wait for you, for you)
Sarhoşken bana tam olarak ne hissettiğini söylüyorsun (seni bekleyeceğim, seni)
When I'm loaded, I keep it real (I will wait for you, I will wait for you)
Kafam güzelken dürüst olurum (seni bekleyeceğim, seni bekleyeceğim)
Need to tell a real one exactly what it is (I will wait, will wait, for you, for you)
Gerçek birine her şeyi olduğu gibi söylemen gerek (bekleyeceğim, bekleyeceğim, seni, seni)
Don't say it 'cause you know that's what I wanna hear (I will wait for you, I will wait for you)
Bunu sırf duymak istediğim şey olduğunu bildiğin için söyleme (seni bekleyeceğim, seni bekleyeceğim)
Yeah, I been trappin' 'round the world
Yeah, dünyanın dört yanında iş çeviriyorum
I sit on my balcony and wonder how you feelin'
Balkonumda oturup nasıl hissettiğini düşünüyorum
I got a career that takes my time away from women
Kadınlara ayıracak vaktimi elimden alan bir kariyerim var
I cannot convince you that I love you for a livin' (will wait for you, for you)
Seni sevmeyi işim gibi yaptığımı sana inandıramam (seni bekleyeceğim, seni)
I be on your line, feelings flowin' like a river
Hattındayım, duygular nehir gibi akıyor
You be textin' back you at Kiki on the river (I will wait for you)
Mesaj atıyorsun, Kiki on the River'dasın (seni bekleyeceğim)
Message say delivered (I will wait for you), but I know that you don't get it
Mesaj iletildi diyor (seni bekleyeceğim), ama biliyorum, anlamıyorsun
Why you introduce us if you knew that you was with him? (I will wait for you, for you, for you)
Onunla birlikte olduğunu biliyordun da neden bizi tanıştırdın? (seni bekleyeceğim, seni, seni)
Made me shake his hand when y'all been f- for a minute (I will wait for you, for you)
Bir süredir onunla yatıyorken bana elini sıktırdın (seni bekleyeceğim, seni)
Walk me off the plank because you know that I'm a swimmer (I will wait for you)
Yüzme bildiğimi bildiğin için beni kalastan aşağı ittin (seni bekleyeceğim)
Supposed to be your dog, but you done put me in a kennel
Senin sadık adamın olacaktım, ama beni kulübeye kapattın
Girl, put a muzzle on it, all that barkin' over dinner
Kızım, ağzına bir ağızlık tak, yemekte bu kadar havlama
I was f- with you when you had the tiny Presidential
O küçük Presidential'ın varken de seninleydim
You got better when you met me and that ain't coincidental
Benimle tanışınca daha iyi oldun, bu tesadüf değil
Tried to bring the best out you, guess I'm not that influential
İçindeki en iyiyi ortaya çıkarmaya çalıştım, demek o kadar etkili değilmişim
Guess I'm not the one that's meant for you
Demek sana yazılan kişi ben değilmişim
I can hear your tears when they drop over the phone
Telefonda dökülen gözyaşlarını duyabiliyorum
Get mad at myself 'cause I can't leave you alone
Seni rahat bırakamadığım için kendime kızıyorum
Gossip, bein' messy, that ain't what we doing, yeah (world was ending)
Dedikodu, ortalığı karıştırmak, bunlar bize göre değil, yeah (dünya sona erseydi)
Trappin' around the world (would you cry or would you try to get me?)
Dünyanın dört yanında iş çeviriyorum (ağlar mıydın, yoksa beni bulmaya mı çalışırdın?)
Over the phone, dropping tears (tell me now, I want you to be clear, yeah)
Telefonda gözyaşı döküyorsun (şimdi söyle, açık olmanı istiyorum, yeah)
I get more vulnerable when I do pills (tell me now, I need you to be clear, yeah)
Hap alınca daha da savunmasız oluyorum (şimdi söyle, açık olman gerek, yeah)
When you drunk, you tell me exactly how you feel (I will wait for you, for you)
Sarhoşken bana tam olarak ne hissettiğini söylüyorsun (seni bekleyeceğim, seni)
When I'm loaded, I keep it real (I will wait for you, I will wait for you)
Kafam güzelken dürüst olurum (seni bekleyeceğim, seni bekleyeceğim)
Need to tell a real one exactly what it is (I will wait, will wait, for you, for you)
Gerçek birine her şeyi olduğu gibi söylemen gerek (bekleyeceğim, bekleyeceğim, seni, seni)
Don't say it 'cause you know that's what I wanna hear (I will wait for you, I will wait for you)
Bunu sırf duymak istediğim şey olduğunu bildiğin için söyleme (seni bekleyeceğim, seni bekleyeceğim)
Early in the mornin', late at night
Sabahın erkeninde, gecenin geç vaktinde
It don't even matter what time it is
Saatin kaç olduğunun hiç önemi yok
World was ending, would you cry or would you try to get me?
Dünya sona erseydi ağlar mıydın, yoksa beni bulmaya mı çalışırdın?
Tell me now, I want you to be clear, yeah
Şimdi söyle, açık olmanı istiyorum, yeah
Yorumlar
0 Yorum
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yap!