Battlefield - Jordin Sparks

Battlefield

Jordin Sparks
07 Mar 2015 4,698 görüntülenme 2 bugün

Sözler & Çeviri

Türkçe Çeviri

Orijinal Türkçe
Çeviren: Hülya Önkan

Don't try to explain your mind

Aklındakini açıklamaya çalışma

I know what's happening here

Burada ne olduğunu biliyorum

One minute, it's love

Bir dakika, bu aşk

And, suddenly, it's like a battlefield

Ve aniden, bu bir savaş alanı gibi

One word turns into war

Bir sözcük savaşa dönüşüyor

Why is it the smallest things that tear us down

Neden bizi söken en küçük şeyler oluyor

My world's nothing when you're gone

Sen gittiğinde dünyam bir hiç

I'm out here without a shield - can't go back, now

Burada açıktayım bir siper olmaksızın – geri gidemem, şimdi

Both hands tied behind my back for nothing, oh, no

Ellerim arkada sırtımda bir hiç için bağlı, oh hayır

These times when we climb so fast to fall, again

Bunlar düşmek için çok hızlı tırmandığımız zamanlar, tekrar

Why we gotta fall for it, now...

Neden onun için düşmemiz gerekiyor, şimdi...

I never meant to start a war

Bir savaş başlatmaya hiç niyet etmedim

You know, I never wanna hurt you

Biliyorsun, seni incitmeyi asla istemem

Don't even know what we're fighting for

Ne için savaştığımızı bile biliyorum

Why does love always feel like a battlefield, a battlefield, a battlefield

Neden aşk daima bir savaş alanı gibi hissettiriyor, bir savaş alanı, bir savaş alanı

Why does love always feel like a battlefield, a battlefield, a battlefield

Neden aşk daima bir savaş alanı gibi hissettiriyor, bir savaş alanı, bir savaş alanı

Why does love always feel like

Neden aşk daima böyle hissettiriyor

Can't swallow our pride

Gururumuzu yenemiyoruz

Neither of us wanna raise that flag, mmm

Şu flamayı yükseltmeyi ikimiz de istemiyoruz

If we can't surrender

Eğer teslim olamazsak

Then, we're both gonna lose what we have, oh, no

Öyleyse, her ikimiz de sahip olduğumuzu kaybedeceğiz, oh hayır

Both hands tied behind my back for nothing, oh, no

Ellerim arkada sırtımda bir hiç için bağlı, oh hayır

These times when we climb so fast to fall, again

Bunlar düşmek için çok hızlı tırmandığımız zamanlar, tekrar

I don't wanna fall for it, now...

Onun için düşmeyi istemiyorum, şimdi...

I never meant to start a war

Bir savaş başlatmaya hiç niyet etmedim

You know, I never wanna hurt you

Biliyorsun, seni incitmeyi asla istemem

Don't even know what we're fighting for

Ne için savaştığımızı bile biliyorum

Why does love always feel like a battlefield, a battlefield, a battlefield

Neden aşk daima bir savaş alanı gibi hissettiriyor, bir savaş alanı, bir savaş alanı

Why does love always feel like a battlefield, a battlefield, a battlefield

Neden aşk daima bir savaş alanı gibi hissettiriyor, bir savaş alanı, bir savaş alanı

Better go and get your armor (get your armor), get your armor (get your armor)

En iyisi git ve zırhını takın (zırhını takın), zırhını takın (zırhını takın)

I guess you better go and get your armor (get your armor), get your armor (get your armor)

Sanırım en iyisi git ve zırhını takın (zırhını takın), zırhını takın (zırhını takın)

I guess you better go and get your

Sanırım en iyisi git ve zırhını takın

We could pretend that we are friends, tonight (oh)

Arkadaşmışız gibi yapabiliriz, bu gece

And, in the morning, we wake up, and we'd be alright

Ve, sabah, uyanırız, ve iyi oluruz

'Cause, baby, we don't have to fight

çünkü bebek, kavga etmek zorunda değiliz

And I don't want this love to feel like a battlefield, a battlefield, a battlefield

Ve bu aşkın bir savaş alanı gibi hissettirmesini istemiyorum, bir savaş alanı, bir savaş alanı

Why does love always feel like a battlefield, a battlefield, a battlefield

Neden aşk daima bir savaş alanı gibi hissettiriyor, bir savaş alanı, bir savaş alanı

I guess you better go and get your armor...

Sanırım en iyisi git ve zırhını takın...

I never meant to start a war

Bir savaş başlatmaya hiç niyet etmedim

You know, I never wanna hurt you

Biliyorsun, seni incitmeyi asla istemem

Don't even know what we're fighting for

Ne için savaştığımızı bile biliyorum

Why does love always feel like a battlefield, a battlefield, a battlefield

Neden aşk daima bir savaş alanı gibi hissettiriyor, bir savaş alanı, bir savaş alanı

Why does love always feel like a battlefield, a battlefield, a battlefield

Neden aşk daima bir savaş alanı gibi hissettiriyor, bir savaş alanı, bir savaş alanı

I guess you better go and get your armor (get your armor), get your armor (get your armor)

Sanırım en iyisi git ve zırhını takın (zırhını takın), zırhını takın (zırhını takın)

I guess you better go and get your armor (get your armor), get your armor (get your armor)

Sanırım en iyisi git ve zırhını takın (zırhını takın), zırhını takın (zırhını takın)

Why does love always feel like (oh, oh)

Neden aşk daima

Why does love always feel like a battlefield, a battlefield

Neden aşk daima bir savaş alanı gibi hissettiriyor, bir savaş alanı

I never meant to start a war

Bir savaş başlatmaya hiç niyet etmedim

Don't even know what we're fighting for

Ne için savaştığımızı bile biliyorum

I never meant to start a war

Bir savaş başlatmaya hiç niyet etmedim

Don't even know what we're fighting for...

Ne için savaştığımızı bile biliyorum...

-İstek Çeviri-

Çeviren: Hülya Önkan

Yorumlar

0 Yorum

Yorum yapmak için giriş yap

Düşüncelerini paylaşmak için Google hesabınla giriş yap.

Giriş Yap

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yap!