You Were Meant For Me - Jewel
Çeviri

You Were Meant For Me

Jewel
06 Mar 2015 2,162 görüntülenme 2 bugün

Sözler & Çeviri

Türkçe Çeviri

Orijinal Türkçe

I hear the clock, it's six a.m.

Saati duyuyorum, sabahın altısı

I feel so far from where I've been

Nerede olduğumdan çok uzak hissediyorum

Got my eggs and my pancakes too

Yumurta ve gözlemelerimi de aldım

Got my maple syrup, everything but you

Akçaağaç şurubum da var, sen hariç her şey

Break the yolks, make a smiley face

Yumurta sarısını kırıyorum, yüzümde gülücük

I kinda like it in my brand new place

Yepyeni evimde bunu seviyorum

I wipe the spots off the mirror

Ayna üzerindeki lekeleri temizliyorum

Don't leave the keys in the door

Anahtarları kapının üzerinde bırakmam

Never put wet towels on the floor anymore' cause

Bir daha asla yere ıslak havlu koymam çünkü

Nakarat :

[ Dreams last so long

Rüyalar çok uzun sürer

Even after you're gone

Hatta sen gittikten sonra bile

I know you love me

Beni sevdiğini bliyorum

And soon you will see

Ve yakında göreceksin ki

You were meant for me

Sen kaderime yazılmışsın

And I was meant for you

Ve ben de seninkine ]

Called my momma, she was out for a walk

Annemi çağırdım, yürüyüşe çıkmıştı

Consoled a cup of coffee but it didn't wanna talk

Bir fincan kahveyi avuttum fakat o konuşmak istemedi

Picked up a paper, it was more bad news

Gazete kağıdını elime aldım, daha da kötü haberler vardı

More hearts being broken or people being used

Daha çok kalp kırılıyor ve insanlar kullanılıyor

Put on my coat in the pouring rain

Dökülen yağmur altında paltomu giyindim

Saw a movie it just wasn't the same

Bir film gördüm pek aynı değildi

'Cause it was happy and I was sad

Çünkü mutluydu ve ben üzgündüm

It made me miss you oh so bad

O film seni özlettirdi oh çok kötü

Nakarat

Go about my business, I'm doin fine

İşimle meşgul oluyorum, işler iyi gidiyor

Besides, what would I say if I had you on the line

Bunun yanısıra, telefonda karşımda olsan sana ne söylerdim

Same old story, not much to say

Aynı eski hikaye, söyleyecek fazla bir şey yok

Hearts are broken, everyday

Kalpler kırılıyor, her gün

Brush my teeth and put the cap back on

Dişlerimi fırçalıyorum ve kapağı tekrar örtüyorum

I know you hate it when I leave the light on

Işıkları açık bırakmamdan nefret ettiğini biliyorum

I pick a book up, turn the sheets down.

Bir kitap alıyorum çarşafı örtüyorum

Take a deep breath and a good look around

Derin bir nefes alıp ve etrafıma iyice bakıyorum

Put on my pj's and hot into bed

Pijamarımılarımı giyiyorum ve yatağın içini sıcak tutarım

I'm half alive but I feel mostly dead

Yarı canlıyım fakat çoğunlukla ölü hissediyorum

I try and tell myself it'll be all right

Kendime her şeyin iyi olacağını anlatmaya çalışıyorum

I just shouldn't think anymore tonight

Bu gece daha fazla düşünmesem iyi olur

Yorumlar

0 Yorum

Yorum yapmak için giriş yap

Düşüncelerini paylaşmak için Google hesabınla giriş yap.

Giriş Yap

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yap!