Wait A Minute - Pussycat Dolls
Çeviri

Wait A Minute

Pussycat Dolls
03 Apr 2015 1,295 görüntülenme 2 bugün

Sözler & Çeviri

Türkçe Çeviri

Orijinal Türkçe

Everybody listen all over the world

dünyadaki herkes dinlesin

I got a story 'bout my favorite girl (Wait a minute)

favori kızımla(sevgilimle) ilgili bir hikayem var(bir dakika)

Oh, my baby sexy for sure

ah,bebeğim kesinlikle seksisin

I had to have him when he walked through the door (Wait a minute)

o kapıya doğru giderken ona sahip olmalıydım(bir dakika)

She was 'bout to drive me insane

o beni deli etmek üzereydi

She come with drama while I'm giving her chains (Wait a minute)

heyecanla geldi onun zincirlerini verirken(bir dakika)

I'm focused but I'm losing control

odaklandım ama kontrolü kaybediyorum

He only wants me for my body zone (Wait a minute)

beni sadece vücudum için istiyor(bir dakika)

Girl, why you do me like that?

kızım,beni niye böyle yapıyorsun

You take all my money

bütün paramı alıyorsun

Can't even call a player back (Wait a minute)

bi oyuncu geri bile çağıramıyorsun(bir dakika)

Boy, why you tripping like that?

oğlum,niye öyle uçuyorsun(uyuşturucu ile)

You think 'cause you tricking you get it just like that? (Wait a minute)

sence sebep kendini böyle olanı almakla mı kandırman(bir dakika)

Minding my business, I was doing my thing

kendi işimi düşünüyorum,kendi şeyimle uğraşıyorum

Got my attention, so I gave him a chance (Wait a minute)

dikkatimi çekti bu yüzden ona bir şans veriyorum(bir dakika)

Did I mention he was buying a bar?

bir bar alsa umursar mıyım

Gave him my number, he was trying so hard (Wait a minute)

ona numaramı verdim,çok zoru deniyordu(bir dakika)

Bought me some things I didn't want, didn't need

ihtiyacım olmayan istemediğim şeyler aldı bana

Dropped down his jeans like I'm supposed to drop to my knees (Wait a minute)

pantolonunu indirdi sanki dizlerimin üstüne çökmem lazımmış gibi(bir dakika)

He been blowing up my phone like he know me

telefonumu çalıyordu beni biliyormuş gibi

Been leaving messages "You know what you owe me" (Wait a minute)

"bana ne borçlu olduğunu biliyorsun" mesajları atıyordu(bir dakika)

Girl, why you do me like that?

kızım,beni niye böyle yapıyorsun

You take all my money

bütün paramı alıyorsun

Can't even call a player back (Wait a minute)

bi oyuncu geri bile çağıramıyorsun(bir dakika)

Boy, why you tripping like that?

oğlum,niye öyle uçuyorsun(uyuşturucu ile)

You think 'cause you tricking you get it just like that? (Wait a minute)

sence sebep kendini böyle olanı almakla mı kandırman(bir dakika)

What is your problem daddy?

babalık problemin nedir

Slow your roll

yalpanı yavaşlat

Who you think you jiving?

sen kimle konuştuğunu sanıyorsun

You're disturbing my flow (Wait a minute)

akışımı rahatsız ediyorsun(bir dakika)

Why you be bugging?

bie san sıkıcı davranıorsun

Like I'm some kind of hoe

sanki bir çeşit çapaymışım gibi

Got no more questions and I want you to go

başka soru yok ve senden gitmeni istiyorum

So break (Break)

ayrıl(ayrıl)

Hey, let me talk to you for a minute

hey seninle bir dakikalığına konuşmama izin ver

Shut up...shut up

kapa çeneni

I love the way you strut

çalım şeklini beğendim

Girl, you already know

kızım,zaten biliyorsun

But, I'm feeling like you don't want me

ama,senin beni istemediğini hissediyorum

You just after my dough

mangırımdan hemen sonra

Baby, please, I'm fine

bebeğim,lütfen,ben iyiyim

I'm not one of these hoes

ben onlardan değilim

Chasing dreams not diamond rings

takip eden rüyalar,pırlanta yüzükler değil

So don't call me no more

yani artık beni arama

(Wait a minute)

(bir dakika)

Girl, why you do me like that?

kızım,beni niye böyle yapıyorsun

You take all my money

bütün paramı alıyorsun

Can't even call a player back (Wait a minute)

bi oyuncu geri bile çağıramıyorsun(bir dakika)

Boy, why you tripping like that?

oğlum,niye öyle uçuyorsun(uyuşturucu ile)

You think 'cause you tricking you get it just like that? (Wait a minute)

sence sebep kendini böyle olanı almakla mı kandırman(bir dakika)

See, I don't want your money

anla,ben senin paranı istemiyorum

Yeah, I seen you rolling up here

evet,buraya çıkagelişini gördüm

In your cadillac

cadillac'ında

But, I don't need all that

ama yine de ihiyacım yok

It is a nice color though

ama iyi bir renk

(Wait a minute)

(bir dakika)

What they call you, Mr. Tin man or something?

sana ne diyorlar bay zayıf veya öyle birşeyler mi?

See, I don't want your cars

anla,ben senin arabalarını istemiyorum

I don't want your jewelry

mücevherler istemiyorum

You can't buy this

sen bunu alamazsın

So you can keep that

bu yüzden devam et

Wait a minute...

bir dakika beklemeye..

Uh yeah, you can give that back

ah evet,onu geri verebilirsin

Yorumlar

0 Yorum

Yorum yapmak için giriş yap

Düşüncelerini paylaşmak için Google hesabınla giriş yap.

Giriş Yap

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yap!