The Wild Hunt - Watain
Çeviri

The Wild Hunt

Watain
15 Jul 2015 2,520 görüntülenme 2 bugün

Sözler & Çeviri

Türkçe Çeviri

Orijinal Türkçe

Dawnless - So it seems this sacred night.

Havenless - Beneath black sails with no land in sight.

Fathomless - The depths that lay before us now.

Lawless - Before the courts of men we must not bow.

-----------------------------------------------------

Şafaksız - Bu kutsal gece böyle görünüyor.

Limansız - Kara yelkenlerin altında görünen bir kara olmadan.

Dipsiz - Şimdi derin denizler önümüzde uzanır.

Kanunsuz - İnsanların mahkemelerinde boyun eğmemeliyiz.

And so it was, when we were young;

we left the path, followed the sun

as it sunk into the netherworld to shine in Darkness.

------------------------------------------------------

Ve bu böyle oldu, biz gençken;

Yolu bırakıp güneşi takip ettik

O karanlıkta parlamak için cehenneme battığında

Thus rose aflame a sacred star.

A God's reply.

And who were we to deny such a splendid design

and the answer to our cries?

------------------------------------------------------

Böylece alevler içinde kutsal bir yıldız yükseldi

Tanrının bir cevabı olarak.

Ve bizler kimdik ki böylesine görkemli bir tasarımı reddedecek

ve ağıtlarımıza cevap olan

Thus it rose to wage war.

And its rays, they reached far

-------------------------------------------------------

Böylelikle o, savaşı başlatmak için yükseldi

Ve o ışırken, uzaklara ulaştılar

to the nights spent hunting,

when the dawn was our sign to tell

it was time to sleep again.

To our fellow hunters,

in whose hearts gleamed the spark

that later became our destiny (and tomb, for some).

-------------------------------------------------------

Av ile geçirilen gecelerden sonra,

şafak bize tekrar uyumamızı söyleyen bir işaretken.

Yoldaş avcılar,

Kalpleri kıvılcım ile parıldayan

ve sonradan kaderimiz olan

(ve bazıları için mezar)

If we had only known them.

If we had only known...

We were not meant to know then.

Good we did not know

Good we did not bow!

We made it rise from the ash.

We made it rise from the tears.

In likeness to He who brought Fire;

the Fallen's sacred flame.

-------------------------------------------------------

Eğer onları tanıyabilmiş olsaydık

Sadece tanıyabilmiş olsaydık...

O zaman bilmemize gerek kalmazdı

İyi ki bilmedik

İyi ki önlerinde eğilmedik!

Biz onu küllerinden meydana getirdik

Biz onu göz yaşlarından meydana getirdik

Ateşi getiren O'na benzer bir şekilde;

Günahkarın kutsal ateşi.(

Yorumlar

0 Yorum

Yorum yapmak için giriş yap

Düşüncelerini paylaşmak için Google hesabınla giriş yap.

Giriş Yap

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yap!