Enfant Du Destin Daoud - Medine
Çeviri

Enfant Du Destin Daoud

Medine
05 Mar 2023 199 görüntülenme 2 bugün

Sözler & Çeviri

Türkçe Çeviri

Orijinal Türkçe

Le bus m'emmène dans la ville d'Hébron

Otobüs beni, musevi azınlığa ait olan

Ancienne cité, à la minorité d'hébreux

Hebron şehrinde,eski bir semte götürüyor

Souffleur de verre pour le compte de mon oncle

Amcamın hesabına çalışan bir cam üfleyicisiyim

Mon nom c'est Daoud un arabe au regard ténébreux

Adım Davud, ben, hüzünlü bakışları olan bir arabım

Je suis né dans ce genre de nid, tout près du quartier juif en Cisjordanie

Batı Şeria’da Yahudi mahallesinin çok yakınında bu tarzda bir yuvada doğdum

Jamais je ne sors la nuit,

Karanlıktan değil ama beni

Pas pas peur du noir, mais par un couvre-feu qu'on me force à suivre

Uymaya zorladıkları sokağa çıkma yasağının korkusuyla geceleri hiç dışarı çıkmam

Mon défunt frère est mort l'an passé

Rahmetli kardeşim geçen yıl öldü

Officiellement, pour défaut de laisser-passer

Resmi olarak geçiş izni olmadığı için

Il voulait faire de mes seize ans un jour exceptionnel

16.yaş günümü harika bir gün haline getirmek istiyordu

C'était sans compter Tsahal et son excès de zèle

İsrail güvenlik güçleri ve onların aşırı şiddetini hesaba katmadan

La garde-frontière en charge de son contrôle

Onu kontrol etmekle görevli sınır muhafızları

A cru drôle d'ouvrir la boîte au couteau commando

Komando bıçağıyla kutuyu açmanın tuhaf olduğuna inandı

Celle qui contenait le keffieh traditionnel

Kutunun içinde geleneksel puşi vardı

Et qui le soir constituerait le fraternel cadeau

Ve o kutu akşamleyin kardeşinin hediyesi olacaktı

Gâteau vandalisé par les gants de cuir

Pasta, zarar vermekten başka bir niyeti olmayan

D'une soldate qui n'avait que l'intention de nuire

Bir kadın asker tarafından mahvedildi

Une vexation à laquelle mon frère réplique

Bu incitmeye, kardeşim Arapça ve İbranice

Par des insultes et des menaces en langue arabe et en hébraïque

Hakaretler ve tehditlerle karşılık verdi

"De quels droits tu crois pouvoir me gâcher la fête

“Hangi hakla benim kutlamamı mahvedebileceğini zannediyorsun”

Je ferais de toi ma chèvre si j'avais l'doigt sur la gâchette

Eğer parmağım tetikte olsaydı seni keçim yapardım

Enlève tes sales pattes tout de suite de sur cette écharpe"

Pis ayaklarını hemen şu puşinin üzerinden kaldır

Aveuglé par la colère un coup lui échappe

Öfkeden kör olan kardeşimin yumruğu askere değmez

Il lui en fallut pas plus pour que le canon crache le feu

Namlunun ateş püskürtmesi için kardeşime daha fazlası gerekti

Un triplé d'M16 dans le poitrail qui craque le mieux

Göğsünde en iyi şekilde patlayan üç M16 kurşunu

Ce furent les derniers mots de mon frère

Bu, kardeşimin son sözleri oldu

Et leur sens était dirigé en ma faveur

Ve sözlerinin anlamı benim lehimeydi

Alors aujourd'hui à la date anniversaire

O halde bugün doğum yıldönümünde

Je m'apprête à rendre la pareille à l'adversaire

Beni abimin, sevdiğimin arkadaşlığından çıkaran

Qui m'a ôté la compagnie de mon ainé, de mon bien-aimé

Düşmana (yaptığının) aynısını iade etmeye hazırlanıyorum

M’a pris une large part de mon âme peiné

Acı çeken ruhumun geniş bir parçasını aldı

On me prêtera des intentions politiques

Siyasi niyetlerle bana suç yükleyecekler

Les médias du monde diront que je suis croyant fanatique

Dünya medyası, terörist bir örgüt tarafından ayarlanmış olarak

Que j'ai agi programmé par un parti terroriste

Hareket eden fanatik Müslüman olduğumu

Et qu'aussi j'enterre ici tout espoir de paix possible

Ve de muhtemel bütün barış umudunu buraya gömdüğümü söyleyecek

J'aurais milles raisons de m'ceinturer le torse

Gövdemi kuşakla bağlamak için bin tane nedenim olurdu

Ce qu'a enduré mon peuple dans un sanctuaire de la mort

Bir ölüm tapınağında halkımın maruz kaldığı şey

Ces blocus, mépris, obus, phosphore blanc occulte, bouscules, l'ONU qui fait semblant

Bu ablukalar,aşağılama,obüs,gizli fosfor bombası,itiş kakış ve rol yapan Birleşmiş Milletler

Interdiction d'accès à certaines profession

Bazı mesleklere giriş yasağı

Et sur ta carte d’identité, on y impose ta confession

Ve kimlik kartında sana mezhebini zorla kabul ettiriyorlar

C'est donc ça la seule démocratie du Proche-Orient

Dolayısıyla böyle işte yakın doğunun tek demokrasisi bu

Agir en toute impunité sans qu'on lui reproche rien

Hiç suçlanmadan tamamen cezadan muaf olarak hareket etmek

Mais ma vengeance n'est que personelle

Ama benim intikamım sadece kişisel

Lorsqu'on arrive près du checkpoint et des criminels

Kontrol noktasının ve suçluların yanına varınca

Dans le bus, dix personnes tout au plus

Otobüste en fazla on kişi

Un enfant étrange qui vient de monter semble perdu

Az önce binen tuhaf bir çocuk sanki kaybolmuş gibi görünüyor

Ses yeux me fixent avec insistance

Gözlerini ısrarla bana sabitliyor

J'ai la drôle impression qu'il cherche assistance

Yardım aradığına dair tuhaf bir izlenim edindim

Mais mon pouce a déjà enfoncé le bouton rouge

Ama, küçüğüm zaten kırmızı düğmeye bastı

C'est ici que se rencontrent David et Daoud

David ve Davud’un buluştuğu yer burası

Daoud s'est fait exploser,

Davud üzerindeki bombayı patlattı

David est mort et ses parents vont se venger

David öldü ve anne babası intikamını alacaklar

Enfant du destin, enfant de la guerre

Kaderin çocuğu, savaşın çocuğu

Palestine libre

Özgür Filistin

Yorumlar

0 Yorum

Yorum yapmak için giriş yap

Düşüncelerini paylaşmak için Google hesabınla giriş yap.

Giriş Yap

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yap!