Like We're Dying - Kris Allen

Like We're Dying

Kris Allen
08 Mar 2015 992 görüntülenme 2 bugün

Sözler & Çeviri

Türkçe Çeviri

Orijinal Türkçe
Çeviren: Ahmet Kadı

Sometime we fall down and can’t get back up

Bazen yıkılırız ve geri kalkamayız

We’re hiding behind skin ,that’s too tough

Dış görünüşün arkasına saklanıyoruz, bu çok zor

How come we don’t say I love you enough till it’s too late

Nasıl olur da çok geç oluncaya kadar“seni yeterince seviyorum”demeyiz

it’s not too late

Vakit çok geç değil

Our hearts are hungry for a food that won’t come

Kalplerimiz gelmeyecek olan bir gıdaya hasret

We could make a feast from these crumbs

Bu kırıntılardan bir ziyafet yapabilirdik

And we’re all staring down the barrel of a gun

Ve hepimiz bir silahın namlusundan bakıyoruz

So if your life flashed before you,

Bu yüzden eğer hayatın önünden akıp giderse

what would you wish you would’ve done

Neyi yapmış olmayı isterdin

Yeah… we gotta start looking at the hand of the time we’ve been given

Evet..Verdiğimiz zamanın ibrelerine bakmaya başlamak zorundayız

(Elimizdeki vaktin değerini bilmeye başlamak zorundayız)

If this is all we got then we gotta start thinkin’

Eğer sahip olduğumuz herşey buysa,o zaman düşünmeye başlamalıyız

If every second counts on a clock that’s tickin

Eğer her saniye tik tak eden bir saatte sayı sayıyorsa

Gotta live like we’re dying

Ölecekmişiz gibi yaşamak zorundayız

We only got 86 400 seconds in a day

Bir günde sadece 86400 saniyemiz var

To turn it all around or throw it all away

Herşeyi geriye döndürmek veya boşa harcamak için

We gotta tell ‘em that we love ‘em while we got the chance to say,

Söyleme şansımız varken,onlara kendilerini sevdiğimizi söylemeliyiz

Gotta live like we’re dying

Ölecekmişiz gibi yaşamak zorundayız

And if you plane fell out of the skies

Eğer uçağın gökyüzünden düşerse

Who would you call with your last goodbye

Son vedan için kimi çağırırdın

Should be so careful who we left out of our lives

Hayatlarımızın dışında bıraktığımız kişilere çok dikkatli olmalıyız

So when we long for absolution, there’ll be no one on the line

Bu yüzden,günah çıkarmak istediğimizde arayacak kimse olmayacak

Yeah… we gotta start lookin’ at the hand of the time we’ve been given

Evet..Verdiğimiz zamanın ibrelerine bakmaya başlamak zorundayız

(Elimizdeki vaktin değerini bilmeye başlamak zorundayız)

If this all we got then we gotta start thinkin

Eğer sahip olduğumuz herşey buysa,o zaman düşünmeye başlamalıyız

If every second count on a clock that’s ticking

Eğer her saniye tik tak eden bir saatte sayı sayıyorsa

Gotta live like we’re dying

Ölecekmişiz gibi yaşamak zorundayız

We only got 86 400 seconds in a day

Bir günde sadece 86400 saniyemiz var

To turn it all around or throw it all away

Herşeyi geriye döndürmek veya boşa harcamak için

We gotta tell ‘em that we love ‘em while we got the chance to say,

Söyleme şansımız varken,onlara kendilerini sevdiğimizi söylemeliyiz

Gotta live like we’re dying

Ölecekmişiz gibi yaşamak zorundayız

Like we’re dying oh…

Ölecekmişiz gibi oh..

Like we’re dying

Ölecekmişiz gibi

Like we’re dying oh…

Ölecekmişiz gibi oh..

Like we’re dying

Ölecekmişiz gibi

You never know a good thing until it’s gone

Elden gidinceye kadar iyi bir şeyi asla bilmezsin

you never see a crash until its head on

Kafa kafaya gelinceye kadar bir kazayı asla görmezsin

Why do we think we’re right when we’re dead wrong,

Kesinlikle haksız olduğumuzda neden haklı olduğumuzu düşünürüz

You never know a good thing till it’s gone

Elden gidinceye kadar iyi bir şeyi asla bilmezsin

Çeviren: Ahmet Kadı

Yorumlar

0 Yorum

Yorum yapmak için giriş yap

Düşüncelerini paylaşmak için Google hesabınla giriş yap.

Giriş Yap

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yap!